Değerli ziyaretçilerimiz uzun zamandır site güncellemesi yapamadım bugüden sonra yeni bilgi, resim ve haberlerlerle sizlere ulaşacagız. ImageChef Custom Images
   
  İHSAN BİKİN
  Yassı Höyük Kazıları
 


     Değerli ziyaretçilerimiz, 2007 yılında Kültür Bakanlığı izniyle Kasabamızda bulunan Yassı ve Topak Höyüklerde, Gazi Üniversitesince kazı çalışmalarna başlanmıştır. 
Yapılan kazılarda M.Ö 700 yıllar Hitit medeniyetine rastlanılmıştır. Çıkan eserlerlerin kimliklendirme çalışmaları devam etmekte olup, aşağıda kazı bölgesinden ve çıkan eserlerden görüntüler mevcuttur. 2008 yılı için planlanan kazılara 2009 yılında devam edilmek üzere ara verilmiştir.
OVAÖREN KAZILARI KONULU MAKALE SAYFA ALT KISMINDA


2008 YILI KAZILARI
Kasabamızda Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Yücel Şenyurt başkanlığında 30 kişilik ekiple yürütüldü. Kazı ekibinden çalışmalarla ilgili alınan bilgide , geçen yıl başlayan çalışmaların bu yılki bölümünde höyüğün güney batısında yer alan surlarda sondaj çalışmaları yapıldığını, yaklaşık 6 metre yüksekliğinde ve 4 metre genişliğinde sur duvarlarına rastlandığını bildirdi. Kazı ekibi yetkilileri de surların Hitit döneminde yapıldığının, Demir Çağı'nda iki kez onarım gördüğünü, surlardaki en son yapıların da M.Ö. 8. yüzyılda hüküm süren Tabal Krallığı'na ait olduğunun anlaşıldığını, höyüğün içinde yapılan kazılarda da Demir Çağı'na ait mekanlar ortaya çıkarıldığını belirtti.
Yetkililer, demir ok ucu, pişmiş toprak ağırşak, ağırlık, kemikten yapılmış taşınır kültür varlıklarının bulunduğunu da kaydetti. Kazılarda, Demir Çağı'nda da yoğun yerleşime sahne olan surlarla çevrili kentin Hitit İmparatorluğu döneminde özellikle Tabal Krallığı'na bağlı önemli kentlerden biri olduğuna dair bulgulara rastlandığı dile getirildi.
















2007 YILI KAZILARI


 


  


    


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

OVAÖREN KAZILARI

 

Doç. Dr. S. Yücel Şenyurt

                                                                                                 Ovaören Kazı Başkanı

 

 

 

Uzun yıllar devam etmesi planlanan Ovaören Kazı çalışmaları, bölgenin kalkınmasında oldukça önemli bir unsur olacaktır. Turizm açısından ülkemizin en önemli bölgelerinden biri olan Kapadokya’nın bu unutulmuş kasabası, bilimsel kazı çalışmaları neticesinde açığa çıkarılacak arkeolojik eserler sayesinde, kısa bir süre içerisinde vazgeçilmez bir noktaya erişecektir. Temennimiz, gerek Ovaörenlilerin gerekse tüm Nevşehirlilerin bu büyük projeye sahip çıkması ve Ovaören’in Aksaray-Nevşehir sınırı arasına sıkışmış kaderinin değişmesinde bizlerin de önemli bir katkısının olabilmesidir.

 

 

Gülşehir ilçesi Ovaören beldesinin yaklaşık 2 km güneydoğusundaki Ovaören Arkeolojik alanI zengin tarihi potansiyeli ile ön plana çıkmaktadır. Ovaören’de yöre halkının Yassıhöyük (Tabya Tepe) ve Topakhöyük olarak adlandırdığı birimler ile ikisini birbirine bağlayan bir teras yerleşimi bulunmaktadır. Kalkolitik Çağ’dan (M.Ö. 5500-3000) Demir Çağı (M.Ö. 1200-330) sonuna kadar kesintisiz bir iskana tabi olan eski yerleşim yeri oldukça önemli bir jeopolitik konuma sahiptir. Ovaören, Kral Yolu ile İpek Yolu’nu Anadolu’nun orta kesiminde birbirine bağlayan doğal bir güzergâh üzerinde yer almaktadır. Alayhan Kervansarayı, Suvasa Hiyeroglif Yazıtı, Zeus Kaya Anıtı, Geç Antik döneme ait Osiana yerleşmesi ve Ortaçağ’a ait Filiköreni gibi Ovaören’in yakın çevresindeki kültürel kalıntılar bölgenin Anadolu tarihi açısından önemini ortaya koymaktadır.

 

            Ovaören Arkeolojik alanı yaklaşık 1000 x 500 m boyutlarında oldukça geniş bir alanı kaplamaktadır. Bu bütünlük içerisinde 500 x 350 m boyutlarındaki Yassıhöyük etrafı surlarla çevrili bir sitadel yerleşmesidir. Yerleşimin ¾’ü yaklaşık 10 m yüksekliğe ulaşan toprak yığma surla çevrelenmiştir. Sur üzerinde tespit edilen taş düzenlemeler sandık duvar tekniği görünümündedir. Ova seviyesinden yaklaşık 10 m yükseklikte bir volkanik dom üzerine kurulmuş yerleşim içerisinde en az 5 m kalınlığında kültür dolgusu olduğu tahmin edilmektedir. Yüzey araştırmasında toplanan çanak çömlek parçaları sitadel içi yerleşimin Geç Tunç Çağı’ndan Geç Demir Çağı’na kadar devam ettiğini göstermektedir.

 

Sitadel’in yaklaşık 500 m kuzey batısında yer alan Topakhöyük yaklaşık 110 x 90 x 20 m boyutlarında küçük bir höyüktür. Üst kısmı giderek sivrileşen höyüğün doğu eteğinden başlayarak sitadele doğru uzanan, ova seviyesinden yaklaşık 5 m yüksekliğe sahip geniş bir teras yerleşimi mevcuttur. Her iki yerleşimi birbirine bağlayan, 500 x 300 m ölçülerindeki bu geniş terastan toplanan çanak çömlek parçaları daha çok Orta Tunç Çağı özellikleri göstermektedir. 

 

Ovaören’de tespit edilen yerleşim stratejisi ve kronolojisine göre, Topakhöyük’te Kalkolitik ve Erken Tunç çağları, yerleşim terası üzerinde Orta Tunç Çağı, sitadel üzerinde ise Geç Tunç ve Demir çağları yaşanmıştır. Yerleşimin bu şekildeki yayılışı Ovaören’in giderek bölgenin idari merkezi konumuna yükselmesinden kaynaklanmıştır. Nitekim, Topakhöyük ile temsil edilen, Kalkolitik ve Erken Tunç çağlarında daha çok köy görünümündeki mütevazı ve küçük yerleşim Orta Tunç Çağı’nda höyüğün doğu kesimine doğru genişleyerek 500 x 300 m boyutlarına ulaşmıştır. Bilindiği gibi, Anadolu’nun yazı ile tanıştığı Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda Orta Anadolu (Kayseri-Kültepe) merkezli ticaret kolonileri önemli yol güzergahları üzerine kurulmuştur. Gerek Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na tarihlenen çanak çömlek parçaları ve gerekse yerleşim alanının boyutları bu alanın önemli ticaret kolonilerinden (karum veya wabartum) birine ait olabileceğini göstermektedir.

 

Orta Tunç Çağı’ndan itibaren daha merkezi bir konum kazanan Ovaören Hitit İmparatorluk Dönemi’nde de bu önemini sürdürmüştür. Bu dönemde yerleşim alanı terasın dışında, hemen yakındaki volkanik dom üzerine taşınmıştır. İmparatorluk Dönemi büyük kentlerinin ortak özelliği olarak, muhtemelen daha çok dini ve idari yapıların yoğunlaştığı yeni yerleşim alanının (Yassıhöyük) etrafı toprak yığma surla kuşatılmıştır. Sitadel içerisinde ele geçen çanak çömlek buluntuları bu sur sisteminin Demir Çağı’nda da kullanıldığını göstermektedir. Yüzeyde yer yer gözlemlenebilen büyük yapılara ait duvar izleri  Yassıhöyük’ün bölgesel idare merkezi olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır. Diğer taraftan, Ovaören’in yaklaşık 5 km kuzeyindeki Suvasa Hiyeroglif Yazıtı (Gökçetoprak’a 1.5 km) da Ovaören’in Demir Çağı’nda Tabal beyliklerinden birinin merkezi olabileceğini göstermektedir.

           

Ovaören yukarıda değinilen önemli arkeolojik bulguları ile bölge tarihi ve Anadolu arkeolojisinde henüz çözümlenememiş bir çok konuyu aydınlatacak önemde büyük bir potansiyele sahiptir. Neredeyse her dönemi ayrı bir alanda temsil edilen, geniş bir alana yayılmış yerleşim kalıntıları ile Ovaören bu yönüyle Anadolu arkeolojisinde daha önce kazılarla araştırılmamış bir yerleşim modeli sunmaktadır. Bilimsel sonuçları ile Anadolu arkeolojisine önemli katkılarda bulunacak Ovaören kazılarında açığa çıkarılacak mimari kalıntılar restore edilerek yerinde sergilenmek suretiyle bölge turizmine de katkı sağlayacaktır.

 

            2007 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Bakanlar Kurulu’nun izinleri ile, Nevşehir Müzesi’nin de yardımlarıyla gerçekleştirilen kazıları Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. S. Yücel Şenyurt yürütmektedir. Kazı heyeti, Ovaören’deki eski belediye binasında kurduğu kampta çalışmalarını her yıl Haziran-Eylül ayları arasında 3’er aylık periyotlar şeklinde gerçekleştirmeyi planlamaktadır.

 



  

 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=